Soğuğa karşı canlılarda korunma mekanizması. - Bilimler Işığında Yaratılış
Yazar

Prof. Dr. Fatih SATIL

Balıkesir Üniversitesi Biyoloji / Botanik Anabilim Dalı Balıkesir

Soğuğa karşı canlılarda korunma mekanizması.

Soğuğa karşı canlılarda korunma mekanizması.

Canlılarda Antifriz

Bilindiği gibi, 0 0C altındaki soğuklarda donarak buza dönüşen suyun hacmi genişler ve bulunduğu kabı parçalar. Bu yüzden insanlar da kışa girerken arabalarımızın radyatördeki suyun donmasını engellemek amacıyla antifriz ilâve ederler. Çünkü antifriz ilâve edildiğinde suyun donma derecesi azalmakta ve katılan antifriz miktarına göre -50 0C soğukta bile donma olmamaktadır.

  • Peki kutuplarda o buz gibi dondurucu soğuk ortamlarda yaşayan canlılarda buzlanmayı önleyici mekanizmalar nelerdir?
  • Buzda yaşayan canlılar bu koruyucu mekanizmaları nasıl geliştirmiş olabilirler?
  • Benzer şekilde kutuplara yakın bölgelerde yaşayan ya da ılıman bölgelerde soğuk kış günlerinde dimdik ayakta duran çam gibi ağaçlar 0 0C’nin altındaki soğuklarda donmadan nasıl hayatta kalabiliyorlar?

Canlılarda Soğuklardan Korunma Mekanizmaları

Sıfırın altındaki sıcaklık derecelerinde yaşayan pek çok canlıda, vücut sıvılarının donması sonucu hücrelerde ölümcül etkiler meydana gelebilir. Bu don zararını önlemek amacıyla sonsuz ilim ve hikmet sahibi Yaratıcı tarafından canlılara, buz kristallerinin oluşumunu ve gelişimini kontrol edebilen mekanizmalar yerleştirilmiştir.

Buzlanmayı önlemek amacıyla hücrelerde özel proteinlerin sentezlenmesi, söz konusu mekanizmalardan biridir. Bazı semenderler, balıklar, böcekler, yosunlar, bakteriler ve bitkiler gibi birçok canlılarda hücrelerde buz oluşumunu önleyici “antifriz proteinler (AFP)” sentezlenebilmektedir.

Mesela, Rana sylvatica (Alaska Ağaç Kurbağaları), vücutlarındaki suyun %65’inden fazlası tamamen donsa da haftalarca hayatta kalabilirler. Bu hayvanlar; -20C sıcaklıkta tamamen donarlar, -60C sıcaklıkta ise donmuş haldeyken bile günlerce yaşamaya devam edebilirler. Bu süre zarfında kurbağanın metabolik faaliyetleri durma noktasına kadar yavaşlar. Bu kurbağalar günlerce, hatta haftalarca hiç nefes almaz ve kalpleri de atmaz. Sonsuz merhamet sahibi Yaratıcı bu kurbağaların dokularına donma noktasını normalin altına çekerek soğuğa ve donmaya karşı “cryoprotectant” adı verilen koruyucu bir madde yerleştirmiştir. Bu mucizevi olaya “evrimsel adaptasyon” diyerek geçiştiremeyiz. Aklı ile birlikte düşünen bir insanın şu sorulara cevap araması gerekmez mi?

  • Bu kurbağalar neden daha sıcak bölgelere göç etmedi de böyle zorlu bir hayat şartlarında yaşamayı tercih etti?
  • Akıl ve ilimden yoksun olan bu kurbağalar biyokimya ilmi gerektiren “cryoprotectant” gibi bir antifriz özellikli maddeyi nasıl sentezlediler ve vücutlarında ürettiler?
  • Bu kurbağalar, donma ve erime durumlarında hayati öneme sahip olan kan akışını ve kandaki oksijen oranlarını uzman bir doktor gibi ayarlamayı nasıl öğrenmiş olabilirler?

Bitkiler Kışın Dondurucu Soğuklarında Nasıl Hayatta Kalabiliyorlar?

Kışın hayvansal organizmalar sığınacak bir yer bulup soğuktan korunabilirler. Ama bitkilerin kökleriyle toprağa bağlı oldukları için böyle bir şansları yoktur. Bitkileri yaratan sonsuz ilim ve merhamet sahibi Yaratıcı soğuk ortamlarda yaşayan bitkilere öyle bir sistem yerleştirmiştir ki en şiddetli soğuklara bile dayanabilirler. Bitkilerde soğuğa karşı dayanma mekanizması birçok faktörün rol oynadığı karmaşık bir durumdur: Bitki özsuyunda çözünebilen maddelerin yoğunluğu, membran lipit bileşimi, protein miktarı, antifriz proteinlerin sentezi, enzim aktivitesi, antioksidant sistemindeki değişim ve bitki besin elementi içeriğinde meydana gelen biyokimyasal değişimler, bitkilerin düşük sıcaklığa dayanabilmesinde önemli vazifeleri vardır.

O halde Mantıksal Akıl Yürütme yapacak olursak:

  • Aklı ve ilmi olmayan odun gibi cansız bir ağacın bu biyokimyasal işlemleri bilmesi ve buzlanmaya karşı tedbir alması sizce mümkün müdür?
  • Böylesi karmaşık olduğu kadar hassas reaksiyon zincirlerinin tesadüfen kendi kendine olma ihtimali var mıdır?

Sonbaharda yaprak döken bitkilerin açık pencereleri hükmündeki yapraklarını dökmesi de soğuğa karşı alınan bir diğer önlemdir. Ancak yapraklarını dökmeyen bitkilerde ya da kutuplar gibi sıfırın altındaki soğuklarda bu tedbir de yetersiz kalır. Mesela kardelen gibi karda açan çiçekler o dondurucu soğuklarda donmadan hayatta kalabiliyorlar. Hücre içinde buz teşekkül ederse, hücre zarar görür. Bu nedenle bu tür bitkilerde kışa hazırlık olarak, bitki hücrelerinde suda çözünebilen sakaroz ve gliserol gibi organik maddeler ile çeşitli iyonların miktarında artış olur. Aynı şekilde reçine gibi bileşikler de bitkilerin soğuğa karşı dayanmasında vazife almaktadır. Bu konuda yapılan araştırmalarda, soğuğa maruz kalan bitkilerde bu maddelerden ayrı olarak “antifriz proteinleri” adı verilen çok özel ve küçük proteinlerin de sentezlendiği görülmüştür. Bununla birlikte hücreler arası boşluklarda antifriz maddeleri bulunmadığından buradaki su kolayca donabilir. Ancak bu kısımdaki buzlanmalar hücrelere zarar vermez. Hücreler arasındaki su donarken, hücre içindeki suyun bir kısmı da dışarı verilir. Böylece hücrelerdeki su miktarı hiç yok denecek kadar azaltılır ve antifriz maddelerinin yoğunluğu da artırılarak hücre içerisinde buz teşekkülü engellenmiş olur.

Tüm bu hadiseleri “evrimsel adaptasyon” ya da “doğal seçilim” gibi sihirli kelimeler kullanarak açıklamaya çalışmak aklı tatmin etmemektedir. Çünkü bu ifadeler sadece bir isimlendirmedir yani bir izah değildir. Evrim görüşünü savunanlar bu mucizevi mekanizmayı ve bu mekanizmanın canlılarda nasıl oluştuğunu mantıklı bir şekilde açıklayamamakta ve milyonlarca yıl sürdüğünü iddia ettikleri “evrimsel süreç kavramı”nın arkasına saklanmaktadırlar.

Oysa tüm bu karmaşık ve hassas faaliyetler sonsuz bir ilim gerektirir. Akıl ve ilimden yoksun olan bitki ve hayvanların kendi kendine koruyucu bir madde oluşturması ve bunu bütün türdeşlerinde var edecek şekilde genlerine yerleştirmesi elbette ki mümkün değildir.  Mantığa Dayalı Akıl Yürütme Yöntemine (Logical Reasoning) göre tüm bu mekanizmaları tasarlayıp bitki ve hayvanların dokularına yerleştiren ve her an kontrol eden sonsuz ilim sahibi bir Yaratıcının olması zorunluluktur. Allah, Muhyi ismi gereğince evrendeki varlıkları yaratırken; yaşaması, hayatını devam ettirebilmesi için ihtiyaç duyduğu her şeyi de yaratmıştır ve onların vücutlarına yerleştirmiştir. Kur’an’da bu konuyla ilgili olarak: “O, yaşatandır ve öldürendir…” (Mü’minûn, 80) buyrulmaktadır.

Eğer kışın soğuğu altında yeşil bir bitki görür ve karları delerek gün ışığına çıkan bir kardelene rastlarsanız, bu antifriz sistemini ve onu bitkilere yerleştiren kudreti hatırlayınız: “Allah tüm canlıları sonsuz şefkati ve merhametiyle korumaktadır.”

Kaynaklar

Aslantaş R. ve ark. Bitkilerin Düşük Sıcaklıklara Dayanımında Hücresel ve Moleküler Mekanizmalar. J. of Agricultural Faculty of Atatürk Univ., 41: 157-167, 2010.

Storey K.B. et al.  Biochemical Adaption For Freezing Tolerance In The Wood Frog, Rana sylvaticaJournal of Comparative Physiology B, 29-36, 1984.

Kocaçalışkan, İ. Bitki Fizyolojisi, Nobel Yayınevi, 2008.

Yorum Yapabilirsiniz.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.